Bire bin veren her başakta saçlarını;
Okyanusların mavisinde gözlerini;
Gözümü kamaştıran güneşte gülüşün var dersem...
Sorma... neden diye.
Seni unutamıyorum dersem...
Seni kuş cıvıltısında yeşilin huzurlu sessizliğinde ararsam...
Neye inanacağımı şaşırıp sana taparsam...
Sorma... neden diye.
Doğmayı unutunca güneş, haykırırsa isteklerini yüreğim...
Hislerini kaybetmiş ellerim, uzanırsa ellerine...
Dudaklarım isyan eder, kuşatırsa dudaklarını...
Sorma... neden diye.
Tutulur dilim konuşamam.
Bir yer ararsam gözü yaşlı dünyada,
Unutulan zamanda, köhne bir kuytuda,
Unutulmuşcasına...
Sorma... neden diye.
Gözlerinin girdabında, usul usul...
yavaşça kaybolurken...
bende düşünmedim...
neden diye...
|
|