Açılış Sayfam Yap  |  Sık Kullanılanlara Ekle     

  

  Arama Motoru :

Şiirler

Haberler

Köşe Yazıları  
     Site Menü
  Anasayfa
  Kategoriler
  En Çok Okunanlar
  Yeni Eklenenler
  Seçmeler
  Bugün Eklenenler
  Köşe Yazarları
  Haber Arşivi
  İletişim - Bize Ulaşın
      Kayıtlı Kullanıcı Girişi
  Kullanıcı adı :
  Şifre :
 

Yeni Üye Kayıt

Şifremi Unuttum


      Reklam
     Kategoriler
  Sevgi
  Genel
  Eleştirel
  Kahramanlık
  Toplumsal
  Ayrılık
  Kişisel
  Edebiyat
  Aşk
      Haberler
  Şair Kemal Özer kalp krizinden öldü ...
1935'te İstanbul'da doğan Özer, hayata gözlerini yumdu.

İstanbul Erkek Lisesi'ni bitiren Özer, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde öğrenim gördü.

Öğrenim yıllarında arkadaşlarıyla ''a'' dergisini çıkaran Özer, C ...

  Orhan Kemal anılacak
Ünlü isimler usta yazar için yarın düzenlenecek törence biraraya geliyor.

Yazar Orhan Kemal, ölümünün 39. yılı dolayısıyla düzenlenecek törenle anılacak.

Orhan Kemal Kültür Merkezi'nden yapılan açıklamaya göre, anma töreninde ayrıca 2009 yılı ''38. Orhan Kemal ...

  Nazım Hikmet anıldı
Ünlü şair için ölümünün 46. yılında anma etkinliği düzenlendi.

Ünlü şair Nazım Hikmet, ölümünün 46. yılında Antalya'da düzenlenen etkinlikle anıldı.

Antalya Büyükşehir Belediyesi ile Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı'nın Antalya Kültür Merkezi'nde (AKM ...

     Diğer Haberler

  Sesli kitaplara ilgi büyük

  Kitap dünyasında Google dev ...

  Gazetesini Okumayan Hürriye ...

  Yazarlardan Filistin'e dest ...

  İletişim kurma rehberi

  Ben Dermimi Kime Anlatayım okunuyor.

  Başlık :   Ben Dermimi Kime Anlatayım
  Kategori :   Sevgi
  Ekleyen :   ömerfarukkuzu
  Eklenme Tarihi :   03.11.2009
  Okunma Sayısı :   259

  Ortalama Puan

:

10 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 10

Puan Ver? :
  Yazı İçeriği


Benden yazmamı istiyorsun günlerdir...
Tek kanatlı solgun düşlerimi,yüzünde kanayan o kutsal ışıkla aydınlatan sonsuzluk meleğim.

Sana neyi anlatayım?

Ruhumu yaktıktan sonra artık damarlarımda dolaşan sensizliğin tenimi yakan acısını mı?

O acıyı uyutsun diye sığındığım ama sevgini orda da hep ama hep kaybettiğim soğuk rüzgarları mı?

Odamın tavanındaki, yoksulluğumu ve kimsesizliğimi harç yapıp içine doldurduğum o derin o sonsuz çatlakların altında,sen diye her gece koynuna girdiğim o zamansız ölümleri mi?

Gözlerinden özgürlüğe akan mavi nehirlerde boğulduğum canım sevgilim,söyle;sana neyi anlatayım?

Şimdi burada değilsin... Ama duyuyorsun beni biliyorum,kapat gözlerini benim için ve dinle ne olur: Bak yoksun... bunun anlamını biliyor musun? Yokluğun; yüreğimdeki bu yıldızsız, bu dipsiz karanlık gece... Yokluğun ; odamın duvarlarına astığım suretlerine bakarken, gözlerinde unuttuğum dalgın gözlerim... Yokluğun; gönül bahçenden kopartıp verdiğin için soldurmayıp kuruttuğum ve tıpkı sevdam gibi sonsuzluğa mahkum ettiğim bu kırmızı güllerin, sırf kalemini değdirdiğin için atmaya kıyamadığım bu kağıtlar, peçetelere yazdığın şiirlerin, hediyelerini sardığın paket kağıtların, sen gidince; hala sen kokuyordur diye üzerime giydiğim ve derin derin soluduğum giysilerin...

Yokluğun; elinin, kokunun, soluğunun değdiği her şeyi dünyanın en kıymetli hazinesi gibi saklayan, bu yari deli, bu hayattan kopuk ruhum. Kapat gözlerini ve bana bak. Ben diye ne varsa gördüğün, iste o senin yokluğun..

Söyle, sana neyi anlatayım?

Sabaha karşı çalan telefonumun ucunda "ne olur bana hayattan daha kötü davran" diye diye sayıklayan o kırgın, o kendine çarpan sesi mi? Yüzünde yara izleriyle gelirdin bana. Vücudunun her yeri morluklar içinde gelirdin. O solgun, o savrulmuş teninde açan mor renkli kötücül çiçeklerle ağlatırdın beni. Hayal kırıklıklarıyla örselenmiş ruhunu, acı bir sevdanın gölgelediği gözlerini alır gelirdin. Ben sana tutkundum, sense vücudundaki o morluklara...

O hep çok uzağımdaki, yüzü bir başkasına dönük aşkını anlatırdın. Dehşetle izlerdim seni. Bir annenin karşılıksız şefkatiyle dinlerdim, tek söz bile etmeden. Sarardım yaralarını; o morlukların ve yara izlerinin acısını dudaklarımla alır, yokluğunda kanayan kalbimin karanlık odalarında saklar; elinin, kokunun ve soluğunun değdiği her şey gibi onları da biriktirirdim.
Ve sonra giderdin...

Beni, ay ışığının rutubet kokulu duvarlarına vurduğu, tek odalı sensizliğimde aşkımla, deliliğimle, bu hayata hep yabancı ruhumla bir başıma bırakır; masanın üzerine senin için bıraktığım o tek sigarayı yakar ve giderdin. Şimdi benden sana hayattan daha kötü davranmamı istiyorsun. Sırf sana, seçimlerine ve hayatına duyduğum saygıdan... "Neden biraz olsun kendine merhamet duymuyorsun" diyerek seni koruma hakkını bile kendinde görmeyen bu yaralı ruhumdan sana kötü davranmasını istiyorsun. Her gece sen diye koynunda uyuduğum ölümün o soğuk nefesi, gözlerimi kapatmadan önce, artık şahidi olduğum hayatının vücudunda bıraktığı o yaraları, morlukları, savruluşları iyileştirmesi için, seçimlerinle mutlu olman için Tanrıya dualar eden benden, sana kötü davranmamı istiyorsun, öyle mi?

Şimdi burada değilsin. Ama beni duyabiliyorsun, biliyorum. Kapat gözlerini benim için ve dinle ne olur. Bunu sana ancak bir kez söylemeye cesaretim var...

Aşk... Hala yüzünde taşıdığın o derin, o bir türlü iyileşmeyen yara izin değildir sevgili. O iz hırstır, o iz bencilliktir, o iz sana değil kendine tapan bir ihtirastır. O iz senin o sonsuz ve hep kendini kanatan merhametin gibi değil. O iz sen gibi değil sevgili. Sen hep sana hayat kadar kötü davrananları sevdin. Sakın benden de bunu isteme ne olur, yapamam...

Sen beni hiç tanımadığın bir kentin tek odalı ve rutubet kokan bir evinde, aşkıma ve ölümüme bıraktın. Beni soluksuz, umutsuz, sensiz bıraktın. Benim o kırılgan öfkem yalnızca kendi yüreğimi kanattı; senin yüzündeki o kutsal ama o artık durmadan kanayan ışığı değil. İsyanlarımın çığlığı bu kimsesiz ömrüme saplandı hep; senin özgürlüğüne değil. Fırtınalarında sürüklendi aşkımız. Korkularının, yaralı geçmişinin, savruk benliğinin dalgalarında beni kaybedip kaybedip sonra yeniden buldun. Seni hep uzaklara çağıran o yalnızlık rüzgarının alabora ettiği parçalanmış düşlerini yeniden topladım sensizlik sürgünlerimde. Kanayan sevdamı, vurgunu olduğum yüzündeki o kutsal ışıkla sardım. Sığındığım bu huzurun bedelinin hayatımla ödedim hep. Bilmediğim yollardan geçtim kanatarak kendimi. Ve şimdi sorular cevaplarını buldu. Sükunetin ve güvenin o bilge dinginliginde süzülüyor aşkımız. Artık, biliyorsun ki; sevgimin inadı hiç kırılmayacak. Yüzümde gördüğün, o bu dünyaya ait olmayan iyilik ve en zor anlarımda çıktığını söylediğin o "yasadışı gülümseyiş" bir kez olsun sönmeyecek. Benim sonsuzluk meleğim, affet ama, bedeli ebedi sensizlik olsa dahi sana hayattan daha kötü davranmayacağım...

Günlerdir sana yeniden yazmamı istiyorsun benden...
Sana neyi anlatayım;
"Her sarnıç küflü bir yağmuru,
Her sevda bir ayrılığı yaşar"


Ömer Faruk Kuzu

  Ben Dermimi Kime Anlatayım Yazısına Yapılan Yorumlar

Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmamış Veya Makale Sahibi Tarafından Yorum Onayı Bekleniyor.

  Ben Dermimi Kime Anlatayım Makalesine Sizde Yorum Yapmak İstermisiniz?

Sadece Sitemize Üye Olanlar Yorum Yapabilir.

Üye Ol  |  Şifre Talep


 



Yerli Yapım | Proje Network Ürünleri :
Mydnz Social Network | Amatör Yazarlar | Amatör Şairler | Pisicik - Kedi Dünyası